Bu kez benim zamana ihtiyacım var

Bir ihtiyacımızı karşılamak, nedenini anlamak, bir olayı çözümlemek ya da kendimizi tanımak, bir başkasını anlamak her zaman üzerine giderek, bakarak olmaz. Temas dediğimiz şey bazen etrafından dolanarak, görmezden gelerek, düşünmeyerek de olur. Denizin nasıl bir şey olduğunu anlamak istiyorsunuz bunun için denize girmek hep o tuzlu suyun içerisinde durmak bize nasıl bir şey olduğunu anlatabilir mi? Hep içerisinde olursanız dalgaların sesini duyamazsınız, onun tadına varamazsınız. O denizin suyunu yutmadan tuzluluğunu anlayamazsınız. İçinde çok uzun süre durursanız elleriniz büzüşür. Bunların hepsiyle ve daha fazlasıyla denizle temas edersiniz. Bazen yakın bazen uzak. Bazen yüzerek bazen kendinizi dalgaların ritmine bırakarak…

Yaşam içerisinde karşılaştığımız her şey ve kendimizle ilişkimiz de tıpkı bu şekilde. Sıkıntılarımızı, kendimizi, sevdiklerimizi anlamayı sadece üzerine düşünerek yapmaya çalışıyoruz bazen. Oysa bazen düşünerek olmaz. O denizin içinde hep kalmaya çalışırsak sesleri duyamayız. Bazen hem sevdiklerimize hem de kendimize zaman vermemiz gerekir. En çok da kendimize…

“Şu an durum böyle ve yapacak bir şey yok” diyebilmek, bununla kalabilmek, “Ne oldu?, Ne olacak?, Ne olsun?” sorularını bırakarak, üzerine düşünmeden kendimizi dalgaların ritmine bırakabilmek ne zor ama ne rahatlatıcı bir şey. Denizde sırtüstü yüzmek gibi.

Bazılarımız hayatta her şeyin bir nedeni olduğuna inanıyoruz ama bazen bizim sandığımız nedenler olmuyor. Bazen durup bir bakıyoruz ve sandığımızdan daha fazla kırıldığımızı ya da kırıp-döktüğümüzü farkediyoruz. Bir bakıyoruz, çözüme ulaştırmaya çalışırken aynı şeylerin etrafında dönüp durmaya başlamışız.

İnsan kendine, en çok kendine, sonra da etrafına neler yaptığını farkederse bir yerden değişmeye başlıyor ve insan değişirse de tüm olaylar değişmeye başlıyor. İnsanlara fırsatlar versek ne hoş olur, en çok da kendimize! Çünkü her geçen gün değişip, gelişiyoruz. Bazen farkında olarak bazen olmayarak… Yaşadıklarımız bizi değiştiriyor. Sadece merakla bakmamız bunu görmemiz için yeterli…

Benim şu aralar zamana ihtiyacım var. Kırdığım, kırıldığım olaylarla, sevdiklerimle, yaşadıklarımla meselelerimi halletmek için bir süre bakmadan, görmeden; kendimi bakmaya, çözmeye zorlamadan keyif aldığım şeyleri yaparak, bazen üzülerek yaşadığım anda kalabilmeye, nefes almaya ihtiyacım var. Bunun bana nasıl geleceğini görmek istiyorum. Çünkü biraz öyle biraz da böyle lazım.  Bazen böyle yaşamakta sakınca yoktur…

 

Bu kez benim zamana ihtiyacım var” için 2 yorum

  1. Hayat, yaşadığımız ilişkilerle kuvvetli bir bağa sahip. Arkadaşlarımız bizim denizimizin dalgası, tuzu… Zaman geçtikçe sadece kendi duygularımız değil, çevremizin de duyguları değişiklik gösteriyor. Bu yüzden bazen dalgalar beklediğimizden sert, tuzu alıştığımızdan daha yakıcı olabiliyor. Böyle zamanlarda denizin durulmasına ihtiyacımız var! Denizin içindeyken bunu anlamıyorsak, denizin dışında çıkmamız da bir sakınca görmüyoruz. Peki ya dalgalar durulduğunda, yakan tuzlar geçtiğinde ilişkilerimiz sakinleyip eski haline gelecek mi, yoksa durulan denizde ilişkimiz de mi yok olacak? Dalgalarla boğuşma cesaretini gösterdiğimizde boğulacak mıyız, yoksa her şeyi aşacak mıyız? Her tercih, bir vazgeçiştir. İlişkiler için ”zavallı kendimiz’den” mi vazgeçeceğiz yoksa ruhumuzu okşayan dalgaları hissetmek için denizimizden uzaklaşmayı mı seçeceğiz?
    Unutmayalım, dalgaları kontrol edemediğimizde yaptığımız tek şey boşa kulaç atmak olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir