Bir endişe bebeği efsanesinden

Hayatımızda duygu yoğunluğumuzun pik yaptığı dönemlerimiz olabilir. Tüm duyguların içinde bulunduğu beynimizdeki o kontrol odasında bir kaos çıkabilir bazen. Endişe bir taraftan konuşur, korku bir taraftan, derken neşe araya girmeye çalışır, hop geri kapı dışarı edilir filan.. Olabilir yani böyle dönemler. Tam ben de beynimdeki o kontrol odasının karmakarışık olduğu, her kafadan bir sesin çıktığı ve hiç birinin kesinlikle birbirini dinlemediği böyle bir durumda “Bunu napsam da çözsem?” derken Guatemala endişe bebekleriyle karşılaştım. Aslında duymuştum daha önce de ama işte hayat böyle, bazen tam zamanında karşılaşmak gerekiyor gerçekten anlayabilmek için.

Guatemala endişe bebekleri, minicik boyları olan ip,kağıt ya da kumaştan elle yapılan minnoş bebekler. Efsaneye göre gece yatarken bu bebeklere endişelerinizi anlatıyorsunuz, tüm gece onlar sizin yerinize endişeleniyor siz de mışıl mışıl uyuyorsunuz.

İnsan saçma da olsa bazen böyle duygularını yansıtabileceği, kendini rahatlatacak şeylere ihtiyaç duyabiliyor. Bir de inanmaya hazırsa hemen kendi gerçeği yapabiliyor bu durumu. Hemen almalıyım diye düşünürken aklıma başka bir şey geldi.

“Inside out” animasyonu oyuncaklarım.

Inside out, hepimizde var olan temel 5 duygumuzdan ( korku, neşe, üzüntü, öfke, tiksinti) ve beyindeki yönetiminden bahseden bir animasyon. İzlerken keyif almıştım ve oyun terapisinde kullanabilirim belki diye düşünerek hemen oyuncaklarını yurtdışından almıştım. Bu oyuncaklar neden aynı Guatemala bebekleri gibi bir mantıkla bana yardım edemesinlerdi ki? Korkularım varsa korkuya anlatırdım, öfkeliysem öfkeye, üzüntülüysem üzüntüye…

Başta mantıksız gelse de üzerine düşününce farkettim ki, o oyuncaklarla konuşurken aslında ne duygunuz varsa onunla yüzleşiyorsunuz. Yüzleşmekle kalmayıp onu kabulleniyorsunuz. Onun sizin bir parçanız olduğunu benimsiyorsunuz. Normalleşiyor o duygunuz. Onun ağırlığı altında ezilmektense, onu karşınıza alıp konuşmak gibi bir şey bu ve inanılmaz keyifli, inanılmaz rahatlatıcı.

İnsan yoğun dönemlerinde kendini rahatlatacak, bu sürecini kendini yıpratmadan iyi yönlendirebilecek çıkış yollarını en iyi kendisi bulur. Ben bir endişe bebeği efsanesinden ilhamla bu yolu buldum şimdilik. Duygularımı daha iyi tanımam açısından bir fırsat olarak düşündüm, rahatlattı beni, hafifletti. Kimbilir, belki size de bir ilham verir bu ve kendinize ait bambaşka bir yol keşfedersiniz.

Bir Cevap Yazın