Her şey bir araya gelir ve sonra tekrar dağılır. İşte bu kadar basit.!

Herkesin başucu kitaplarının olması gerektiğine inanırım. Her kitap güzeldir de bazıları başucunda olmalıdır. Özeldir. Sığınırsın onlara. Rastgele bir sayfasını açar, okur, düşünür rahatlarsın. Hayır, hayır o meşhur secret değil kastettiğim! Herkes için ayrıdır o özel kitaplar. Okurken hissettirir kendini…

İşte benim başucumdaki özel kitaplarımdan birisi  Judith Malika Liberman’dan “Masal Terapi”. Öyle güzel bir kitap ki her masalında,  her okuyuşumda farklı şeyler keşfediyorum. Mesela az önce uzun zamandır yapmadığımı farkettim ve bir sayfa açtım rastgele. Masalın ismi “Şeytanın Doğuşu”.

Devamını oku →

İsmi gibiymiş.. Bağmış.. Bağ Sokağıymış..

Burası benim için özel bir yer. İsmi Bağ Sokağı.

İstanbul’da yaşamaya başladığım ilk zamanlar, Bebek sahiline tek başıma metroyla gitmeye çalışırken keşfettim burayı!
Yolda sahile ulaşma heyecanıyla yürürken bu sokağı gördüğüm an merdivenlerin başında durdum. Büyülenmiş gibi durdum sadece ve hiç düşünmeden hemen telefonu çıkarıp şak, fotoğrafını çektim.
Gördüğünüz fotoğraf yeşil güzel bir manzara değil sadece. Çektiğim fotoğraf sadece hoş bir yerin fotoğrafı değil. O anki mutluluğumun resmini çektim ben. Bakıp bakıp o günkü hislerimi tekrar tekrar hatırlayayım diye… Zaten fotoğrafların amacı bu değil midir? Her bakışınızda o ana gidebilmek…

Devamını oku →

Akıp Gitsek Ya

Hepimiz, kendi hayatlarımızda planlar yapıyoruz. Plan yapmak güzel de kabul edelim biz bu olayı biraz abartıyoruz. Yaptığımız şeylerin, bir sonrakilere yön verdiğini düşünüyoruz. Bir de üstüne üstlük tüm bu kurduğumuz planlar bizim düşündüğümüz şekilde olacakmış gibi garip bir beklenti içine giriyoruz.
Sonra mı?
Sonra hayat bir şekilde ,hiç beklemediğimiz bir anda alay eder gibi göz kırpıyor bize. “Napıyorsun sen? Ben varım. Kader var! “diyor.
Ve bizler o an birer mutsuzluk abidesi olarak hayat dursun, biz de öyle kalalım istiyoruz.
Hayatın bizden daha büyük olduğunu anlamamız için illa çok uzun yıllar geçmesine gerek yok bence. İlla çok şey yaşayıp, feleğin çemberinden geçmek gerekmiyor. Neden yaşadıklarımıza bakıp, ders alıp devam etmiyoruz ki?
Elbette hepimizin  yaşayıp görerek, tecrübe ederek öğrenmesi gereken şeyler var. Bizi biz yapan şeylerden onlar. Ama neden bu süreçte kendimizi bu kadar yoralım ki, akıp gitmek varken?

Devamını oku →

Toplam 5 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.12345