Gelin farklılıklarımızı paylaşalım

Bu aralar çok düşünüyorum, çok sorguluyorum, çok okuyorum, çok izliyorum öyle dizi gibi eğlenceli şeyleri değil yalnız! (ki kesinlikle onlara da gerek var) Üzerine düşünmem gereken, bilgi yüklü, basit olmayan şeyleri! Öğrenmek, paylaşmak büyük bir heyecan benim için! Hayatta insanın heyecanın peşinden gitmesi kadar güzel bir şey var mı? Bilmediğim ve bilmek istediğim o kadar çok şey var ki aralarında seçim yapmak beni mutsuz ediyor. Hepsi benim için o kadar değerli ki! “O nasıl oluyormuş, bunu yapana ne hissettiriyor acaba? Böyle bir bilgi de varmış. Şu ülkede şu kadın şöyle şeyler yapıyormuş.” Bunların hepsini gördükçe diyorum ki: “Ne kadar çok şey bilmiyorum!” Farklı dallar, farklı bakış açıları, farklı insanlar… Devamını oku →

Çocuklar aslında oyuncak istemiyor

 

img_2203

Çocuk deyince aklımıza ilk gelen kelimelerden birisi de oyundur. Oyun oynamak sadece çocuklara özgü görünse de hepimizin içinde, ta derinlerimizde, oyun oynama arzusu vardır aslında. Eski arkadaşlarımızı bulsak, kimseden de çekinmesek misket, gazoz kapağı oynar, ip atlarız herhalde. Bu nedenledir ki, oyunlar sadece çocukların dünyasında değil, büyükler dünyasında da büyük yer tutuyor. Devamını oku →

Çocuğum ders çalışmak istemiyor.!

ders-muruvvet-adali-uygun

Günümüzde ailelerin en çok şikayet ettikleri şeylerden birisi çocuklarının derse karşı dikkat ve motivasyonlarının yeterli düzeyde olmaması ve bu eksiklikten kaynaklanan öğrenci başarısızlığı. Eğitim sistemi, yaşam koşulları gibi bir çok faktörün etkisiyle çocukların omuzlarına daha fazla yük binmiş durumda. Çocuklar daha oyun oynama heyecanı içerisindeyken bir an da oyun yerine çok daha fazla ders çalışmak zorunda kalıyorlar. Destek almalı, bol bol test çözmeli, deneme sınavlarında hiç yanlışı olmamalı, bol bol kitap okumalı.. E tabi en sonunda bu yoğun tempoya direnen çocuklarla aileler arasında da gergin bir ortam oluşuyor. Aileler, çocuklarının iyi bir gelecek kurmaları, rahat bir yaşam sürmeleri için endişelenmekteler ve bu endişelerinde çok haklılar. Yalnız bu durumu bir krize dönüştürmemek gerekiyor.  Devamını oku →

Kendine haksızlık etme..

Kızgınsın.. Hatta belki biraz öfkeli. İçinde yeşerttiğin, her gün özenle,sevgiyle sulayıp büyüttüğün umudunun bitişine. Hayal kırıklığına, artık hayal edemeyişine, bekleyişinin boşuna oluşu düşüncesine. Onlara. Ona.. Kızgınsın. Kırgınsın da. Günlerdir, aylardır içinde sır gibi tuttuğun, tutunduğun o umuttan vazgeçmeye kızgın,kırgınsın. Uykularının arasında hatırlayışına,kurduğun hayallerine,heyecanına,midendeki kelebeklerine, o bir kaç saniyelik anı defalarca hatırlayıp yeniden yaşattığı için zihnine.! Olmayışına.. Devamını oku →

Avuçlarımızdaki Filizler

img_2065

Hepimiz avuçlarımızın içinde yetenek ya da beceri adını verdiğimiz küçük filizler tutuyoruz. Bazılarıyla daha çok ilgileniyoruz daha güzel gelişiyor; bazılarını ise farketmeden kurutuyoruz. Onlar bizim en iyi yapabildiğimiz şeyler. Benim avucumdaki değerli filizlerimden bir tanesi de yazmak. Hatta belki en uzun, en gelişmiş filizim yazı yazmak. Yazmaya nasıl başladığım, bunu nasıl keşfettiğim başlı başına ayrı bir hikaye.. Bu benim yeni yaptığım bir şey değil. Küçüklüğümden beri yazarım ben. Yazmanın hafifletici etkisini hissettiğim günden beri.!

Devamını oku →

Zor bir haftaydı..

Zor bir haftaydı. Yapmak istediğin şeylerin bazılarına hiç başlayamadın, bazılarıysa yarım kaldı. Zor bir haftaydı… Acı, hayal kırıklığı, üzüntü, özlem sık sık ziyaretine geldi. Kendini çoğu zaman başarısız, güçsüz hissettin; hiç düzelmeyeceğini, buradan sonrasının artık hep yokuş aşağı olduğunu düşünceleri bırakmadı peşini. Bilmeni istiyorum ki ne hissettiklerin ne de düşüncelerin senin elinde değil. Senin suçun değil aklından, bedeninden geçenler. Bir yerlerden, çok eskilerden, büyüdüğün ortamdakilerin davranışlarından öğrendin bazı durumlarda kendini tehdit altında hissetmeyi, bazı insanların etrafında rahatsız olmayı, bazı meselelere çok kafa yormayı, başarı kotanı çok yukarılara koymayı, sana senin onlara baktığın gibi bakmayacak insanları seçmeyi. Biliyorum, zor geliyor şu an. Devamını oku →

Kahramanım “Benim”

Şu zamana dek okuduğum ve hayatıma kattığım belki de en önemli cümle: “Her gün bir yazar tarafından hayatının hikayelendirildiğini düşün ve dinle. Böyle bir kahraman olmak ister miydin?” (Nil Karaibrahimgil’in satırlarından.)

Benim gibi içi, realist ama hayalperest, mantıklı ama duygusal, yalnız ama kalabalık insanlar için çok önemli bir cümle bu. Sürekli doğruyu yapmaya çalışıp, kendine sınırlar koyarak yaşayan ama aslında içi kıpır kıpır, kendini aşmış taşıyor olan insanlar için durup dinlenmelik bir durak gibi.

Devamını oku →

Mutluluk Terapileri

img_1702

Mutlu olmanın en önemli yolunun şükrederek derin bir nefes almak olduğunu bana öğreten en sevdiğim kitaplardan biri Mutluluk Terapileri.                                                   Öykülerle içsel yolculuk yaptırıp mutluluğa götürüyor okuyanları.                                 Kitapta kişisel uyanışımızın ipuçlarının “masum çocukluğumuzda” gizli olduğunu söylüyor ve beş maddeye dikkat çekiyor.

•Affet, rahat et! Küçük şeylerle mutlu ol!•Geçmiş geçti, ana odaklan!                   •Sev,sevil! Hayal dünyanı geniş tut! •Maskelerden kurtul, kendin ol!                 •Doğa ile irtibat kur! Oyun oyna!

Devamını oku →

İçimdeki Ben

img_1701

“İçimdeki ses, ben öldüm mü?”

Beni tanıyanlar bilir animasyonları çok severim. İşte bu cümle de en sevdiğim animasyonlardan biri olan, Kayıp Balık Nemo’dan bir replik. Bu resimde gördüğünüz şaşkın balığın söylediği ve benim daha 8 yaşımdayken duymuş olduğum bu cümle bana o an farklı bir şey düşündürdü.

İçimde bir ses olma ihtimalini.!

“Gerçekten öyle bir ses olabilir mi acaba?” Sorusuyla bindiğim düşünce treni beni Selin’in Harikalar Diyarı’na doğru uzuun bir yolculuğa çıkardı.

İnsanın hayatta yapmaya değecek en güzel, en keyifli yolculuğu, kendi içine yolculuğu.

Devamını oku →

Öf-Ke

img_1700

Bilmiyorum sizde de öyle mi ama öfke kelimesini söylemek bile bende olumsuz bir şeyler oluşturuyor. Oysa aslında o da bizi insan yapan, bizi biz yapan olmazsa olmaz duygularımızdan. Endişe gibi , mutluluk, korku, heyecan gibi normal ve sağlıklı bir duygu.

Hayatımızı bir çok noktada kolaylaştırıyor bile hatta. Gelgelelim ki kontrollü olması şartıyla. Kontrolden çıkıp yıkıcı hale dönüştüğünde hayatı çok daha fazla zorlaştıran bir şey öfke.

Aslında tüm gizemi kelimede saklı. “Öf” öfkelendiğimizin habercisidir değil mi? Bak sinirleniyorum sabrımın son sınırındayımın bir sesle ifadesidir. “Ke” İse öfkelendikten sonraki keşke.

Devamını oku →

Toplam 5 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.12345