İlişkilerde Kabul

İlişki kurarken belki en çok zorlandığımız şey partnerini kabul etmek. Kabul etmek deyince bazen bir kişide seni en zorlayan tarafları yutkunmak, ses çıkarmamak, zorla sevmek gibi anlaşılıyor. Aslında kabulün bir zorlamayla, iknayla hiç alakası yok.

Kabul, zaten olanla olduğu haliyle savaşmayı bırakmak demek. Başka türlü olması için çekiştirmeyi bırakmak demek. Kabul, onun değişmeyen yapısına veya aniden yaşadığı değişime direnmeyi bırakmak demek. İçten içe başka türlü olmasını istemeye devam eden halimizi de nazikçe farketmek ve tam da şu an nasılsa bu halimize de evet demek, razı gelmek demek. Bir insanı olduğu haliyle kabul etmek onu onaylamak ya da teşvik etmek ya da ona katılmak demek değil yalnızca hayatın olduğu haliyle savaşmayı bırakmak demek. Sen nasılsan öylesin. O da her nasılsa öyle. Senin fikirlerin duyguların yönelimlerin nasıl değişebiliyorsa onun da değişebilir. Senin çok sabit özelliklerin varsa onun da olabilir. Tıpkı kendi gerçeğinle barıştığın gibi onun gerçeğiyle de barışmayı öğrenmek, olana olduğu haliyle evet demek sana bütün için en faydalı seçimleri yapma fırsatı verir. 

Her şeyin bizim istediğimiz gibi olmasını beklemek çocukça bir beklenti olurdu. İlişkilerde bir diğerini kontrol etmeye çalışmak da pek gerçekçi değil. 

Hayatı, insanları, süreçleri kontrol edemeyiz. Ne zamanki bir insanın gerçek haline tanık oluruz, alan veririz, o vakit ilişki de iki kişi de kendini özgür hisseder. Dürüstlük, açıklık ve iletişim kolaylaşır. Savunma kalkanları iner. Sağlıklı sınırlar daha kolay belirginleşir. Yargısızca kabul gördüğünü hisseden kişi tıpkı toprağı havalandırılmış tazelenmiş bir bitki gibi canlanır. 

Varlığına direndiğin bir şeyin değişimine nasıl bir katkın olabilir ki? 

*ilişkilerde kabul meditasyonunun katkılarıyla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir