Sezgi Mi Akıl Mı?

Bazı şeyleri mantıkla anlatamıyoruz, yeterince somutlaştıramıyoruz ama bu var olmadığı anlamına gelir mi? Sezgi de bunlardan birisi.

Bir anlık iç çekiş, bir anda aklına düşen bir soru, ilk görüşte aşk dediğimiz şey, birden öyle yapmak istedim ve yaptım dediğin bir şey… Bazı şeylerin açıklaması olmuyor. Sadece “Öyle bir his geldi” deniyor. İnsan kendi annesine, onu en iyi tanıyanlara bile anlatamıyor.

Bu his nerede mi kendini gösteriyor? İnsan karnı bence vücudun en ilginç bölgelerinden birisi. Sanki kalp ve beyinden farklı bir şey var orada. Ne hissettiğinin ya da içten içe ne düşündüğünün, kendi içinde neler olduğunun sinyallerini veriyor sana.

Yabancıların da gut  feeling dediği bir şey bu. İçgüdüsel bir ses.

Eski inanışlar her şeyin gerçek gerçeğinin, ilk anda saklı olduğundan bahsederler. İlk nefes! İlk görüş!

Bilim aklın bizi korumak için sürekli olumsuz düşünceler ortaya çıkardığından bahsediyor. İkisine bu açıdan bakınca çok mantıklı aslında. Yani;

Akıl çok zeki ve çok ikna edici ama gerçek, karnın içindeki o göz kırpması anında duyulan fısıltıda.

Artık bu içgüdülerimize teslim olmuyoruz. Bilmemiz gereken şey şu ki; akıl konuya el attığı anda her şeyi sormaya, her açıdan bakmaya çalışıyor. Her şeyi daha da karmaşıklaştırabiliyor.

Bence başımıza gelebilecek en güzel şeyse; içgüdülerimizin peşinden gidebilmek, o cesareti gösterebilmek. Eğer sonunda akılla da birleşiyorsa şanslıyız demektir, ha birleşmiyorsa o zaman da almamız gerekeni alır ve bırakırız. İşte bu kadar…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir