Hiç geçmeyecekmiş gibi hissedenlere

Böyle öğrenmişim küçükken; “Eğer gerçekten kalpten hissedersen, inanırsan, sabredersen, o inancına sıkı sıkı tutunur elinden geleni yapar ve beklersen gerçekleşir.”

Fakat hayat sandığımızdan fazlası. İnandığımız, öğrendiğimiz her ne varsa sürekli bunları sınayan dalgaların her biri.

Tüm bu saydıklarımı yaptım ama olmadı!

Şimdi durmuş inandığım şeylerin yerle bir oluşunu seyrediyorum.  Hayalimin tam gerçekleşeceğini sandığım anda  yok oluşunu…

Hepimizin bu dalgaları yaşadığı anları oluyor. Sağlığımız bozuluyor, ilişkimiz bitiyor, sevdiklerimizi kaybediyoruz ya da işimizi ya da gücümüzü.

Kör, dipsiz bir kuyuya düşmüş gibi hissettiğimiz, çaresiz kaldığımız, yıldızsız aysız, ışıksız gecelerimiz oluyor.

Ne olacağını, ne zaman geçeceğini, nasıl geçeceğini hiç bir şeyi bilmiyorum.

Bildiğim şey; biz kötü şeyleri kalıcı zannettiğimiz için mahvoluyoruz. Çevremizi de mahvediyoruz. Oysa bu duygu, yaşadığım bu şey biraz kalıp gidecek.

Her şey geçici. 

Başımıza gelen şey, hep burada kalmayacak. 

İşte bu yüzden korkmuyorum. Yaşadığım şeyin geçmemesinden, kendimi kaybetmekten korkmuyorum. Aksine bu duygularımla ne kadar yoğun tanışırsam kendimi o kadar daha iyi bulacağımı düşünüyorum.

Kendimizi tekrar bulacağımızı bilirsek, kaybetmeyiz.

Biz insanlar unutmayı çok iyi biliriz. Doğamızda var. Unutmazsak saplanır kalırız. Saplanıp kalmak sadece eşyalara ve ölülere özgüdür.

Mademki bu kötü şey geçecek o zaman iyi geçsin, bize bir katkısı olsun. Yaşadığımız şeyi değiştiremeyiz ama bu kadarını yapabiliriz.

Zor günleri atlatacağız. Umuduna sıkı sıkı tutun. Biz unutmayı çok iyi bildiğimiz gibi umuda sıkı sıkı tutunmak nedir onu da iyi biliriz.

Sabır. Ve gelen dalgaların hepsine de eyvallah. (*)

 

 

* Bu yazıyı yazarken bana yaşadıklarım ve tam o sırada Nil Karaibrahimgil’in okuduğum bir yazısı ilham oldu. Bazı cümleler ona aittir. Değiştirmedim çünkü o cümleler bence en iyisi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir