Düşünmeyi ertelediğimiz konu: Evlilik

Toplum yapısı, insanların mutluluklarına en çok etki yapan kararlardan uzaklaşarak, mutluluğa pek az etki yapan kararlarla oyalanacakları şekilde biçimlenmiştir. Verdiğimiz en önemli karar kiminle evleneceğimizdir.

-David Brooks, Politikacı ve Sosyal Yorumcu

Üniversite 1. Sınıftayken YGA’ya seçilip İstanbul’a gittiğimde (YGA bir liderlik akademisi, merak edenler için: http://yga.org.tr  ) büyük şirketlerin yöneticilerini, kurucularını, başarıları sadece Türkiye’ye değil dünyaya yayılmış bilim insanlarını dinlerken bir şey dikkatimi çekmişti. Hepsi konuşmalarının başında veya sonunda eşlerine içten teşekkür etti ve bize hayatımızdaki vermemiz gereken en güzel ve en önemli kararın evlilik olduğunu belirtecek konuşmalar yaptılar. Daha 19 yaşında, bu yaşta birisinin evlilik hakkında konuşmasının bile ayıp olduğunu düşünen ve çok idealist olan ben, haliyle bu duruma çok şaşırmış ve hatta çok saçma olduğunu düşünmüştüm.

Aradan 3 yıl kadar kısa bir zaman geçti aslında ama daha önceki bir yazıda dediğim gibi 20’li yaşlar büyülü bir dönem! Kendinizi tanıdığınız, kendi puzzlenızı tamamladığınız, zamanın hızına yetişemediğiniz bir süreç. Ve ben bu süreçte yaşadığım, gözlemlediğim, okuduğum bir çok olay ve araştırmalarla birlikte artık bu durumu saçma bulmuyorum.

Evlilik özellikle de bizim kültürümüzde,  başarılı bir kariyer, sağlıklı bir yaşam için önemli bir konu. Günümüzde bu durum yaşam koşulları, eğitim, kariyer, maddi manevi zorluklar nedeniyle hatta biraz da korkudan kaynaklı 20’li yaşlardaki gençler için, bizler için, sonranın konusu.  Bu konuda elbette ki haklı nedenlerimiz var. 20’li yaşların sonuna kadar haklı-haksız, mantıklı veya mantıksız nedenlerle “daha zamanı var, önce hayatımızı biraz yaşayalım” gibi sözler sarfediyoruz, bu konu hakkında düşünmek bize sıkıcı, bunaltıcı ve hatta saçma geliyor ama 30’umuza geldiğimizde birden bir panik sarıyor etrafı. Evlilik konusu kafamızın içindeki o sessiz dırdır köşesinden çıkıp bütün gücüyle büyük bir paniğe dönüşebiliyor.*  Sonranın konusu olan evlilik bir gecede, dün yapılması gereken bir iş oluveriyor adeta. Bu zamana kadar 30’a gelince düşünmeye başlayacağımız bir şey olmaktan çıkıp 30’umuzda olup bitmesini istediğimiz bir şeye dönüşüveriyor.

Uzmanlar ve aileler evliliğin öldüğünü, flörtün terk edildiğini, günübirlik ilişkinin yeni bir bağlantı yöntemi olduğunu düşünüyorlar. İstatistiklere göre ise durum tam olarak böyle değil.*(1) Evlilik veya eş seçiminin modasının geçtiği veya daha geç yaşlara kaydığı düşünülse de asıl itibarını kaybeden şey evlilik hakkında konuşmak oldu.*(2) Medyada öyle bir “genç olmak” kültürü çiziliyor ki, herkes bağlanmaya karşı, herkes asi! Ama iç dünyalarında durum kesinlikle tam tersi. Özellikle boşanmış ailelerin çocuklarında daha sık gözlenen evliliğe karşı olma tutumu konusunda, gençler evlenmeden önce gününü gün etmek istediklerini çokça söylerken, diğer yandan anne ve babalarından daha şanslı olacakları umuduyla birine bağlanacakları anı bekliyorlar.

Sorun şu ki; sanki ilişkiler tamamıyla kontrolümüzün dışındaymış gibi davranıyoruz. Bu konuda konuşmuyoruz, düşünmüyoruz çünkü başka bir yol bilmiyoruz. Dr. Meg Jay; “Gittikçe daha fazla yirmi küsür yaşındaki insan genç yaşta evlenmeme konusunda daha dikkatli davranmaya ve acele etmemeye başladılar çünkü başka nasıl davranmaları gerektiğini bilmiyorlar.”diyor.

Geç ve erken yaşlarda evlilik konusuna yapılan çokça araştırma bu konunun avantajlarını da dezavantajlarını da gözler önüne seriyor. Eşlerin yaşı ne kadar büyükse o kadar olgun olabiliyorlar fakat geç evliliklerin kendine has başka sorunları oluyor. Geç yaşlarda evlenenler, yirmili yaşlarında birlikte olgunlaşmak yerine, kendi hayatları şekillenmiş eşler olarak evleniyorlar. Biyolojik saatler, yalnızlığın, dağınık yaşamın verdiği bunalmışlıklar, yıpranmışlıklarla birbirlerine karşı tahammül sınırları çok daha az olabiliyor. Dolayısıyla evlilikte eşlerin mutluluğu, duygusal doyum, yardımlaşma, evliliği sağlıklı yürütme ve sağlıklı bireyler yetiştirme konuları da domino taşları gibi birbirinden ciddi düzeyde etkileniyor.

Evlilik kararı şüphesiz yaşamın en belirleyici kararı. Bu kararla hayatımızın her yönü, eş seçtiğimiz kişinin hayatının her yönüyle keşişim veya girişim yapıyor.*(3) Belki de bu yüzden bu konuda konuşmayı hatta düşünmeyi bile erteliyoruzdur. Bu da muhtemelen zaman geçtikçe daha iyi yapabileceğimiz düşüncesini taşıdığımızdan kaynaklanıyor fakat bir şeyi daha sonra yapmak onun daha iyi yapılacağının garantisi değildir!

 

*(1)= Vital and Health İstatistikleri, the CDC: ‘Cohabitation, Marriage, Divorce, and Remarriage in the United States’, Temmuz 2002 (Akt. Dr.Meg Jay, “Hayatınızı Şekillendiren On Yıl” Hyperion Yayınları,2013)

*, *(2) ve *(3)= Dr. Meg Jay

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir