Avuçlarımızdaki Filizler

img_2065

Hepimiz avuçlarımızın içinde yetenek ya da beceri adını verdiğimiz küçük filizler tutuyoruz. Bazılarıyla daha çok ilgileniyoruz daha güzel gelişiyor; bazılarını ise farketmeden kurutuyoruz. Onlar bizim en iyi yapabildiğimiz şeyler. Benim avucumdaki değerli filizlerimden bir tanesi de yazmak. Hatta belki en uzun, en gelişmiş filizim yazı yazmak. Yazmaya nasıl başladığım, bunu nasıl keşfettiğim başlı başına ayrı bir hikaye.. Bu benim yeni yaptığım bir şey değil. Küçüklüğümden beri yazarım ben. Yazmanın hafifletici etkisini hissettiğim günden beri.!

Devamını oku →

Zor bir haftaydı..

Zor bir haftaydı. Yapmak istediğin şeylerin bazılarına hiç başlayamadın, bazılarıysa yarım kaldı. Zor bir haftaydı… Acı, hayal kırıklığı, üzüntü, özlem sık sık ziyaretine geldi. Kendini çoğu zaman başarısız, güçsüz hissettin; hiç düzelmeyeceğini, buradan sonrasının artık hep yokuş aşağı olduğunu düşünceleri bırakmadı peşini. Bilmeni istiyorum ki ne hissettiklerin ne de düşüncelerin senin elinde değil. Senin suçun değil aklından, bedeninden geçenler. Bir yerlerden, çok eskilerden, büyüdüğün ortamdakilerin davranışlarından öğrendin bazı durumlarda kendini tehdit altında hissetmeyi, bazı insanların etrafında rahatsız olmayı, bazı meselelere çok kafa yormayı, başarı kotanı çok yukarılara koymayı, sana senin onlara baktığın gibi bakmayacak insanları seçmeyi. Biliyorum, zor geliyor şu an. Devamını oku →

Kahramanım “Benim”

Şu zamana dek okuduğum ve hayatıma kattığım belki de en önemli cümle: “Her gün bir yazar tarafından hayatının hikayelendirildiğini düşün ve dinle. Böyle bir kahraman olmak ister miydin?” (Nil Karaibrahimgil’in satırlarından.)

Benim gibi içi, realist ama hayalperest, mantıklı ama duygusal, yalnız ama kalabalık insanlar için çok önemli bir cümle bu. Sürekli doğruyu yapmaya çalışıp, kendine sınırlar koyarak yaşayan ama aslında içi kıpır kıpır, kendini aşmış taşıyor olan insanlar için durup dinlenmelik bir durak gibi.

Devamını oku →

Mutluluk Terapileri

img_1702

Mutlu olmanın en önemli yolunun şükrederek derin bir nefes almak olduğunu bana öğreten en sevdiğim kitaplardan biri Mutluluk Terapileri.                                                   Öykülerle içsel yolculuk yaptırıp mutluluğa götürüyor okuyanları.                                 Kitapta kişisel uyanışımızın ipuçlarının “masum çocukluğumuzda” gizli olduğunu söylüyor ve beş maddeye dikkat çekiyor.

•Affet, rahat et! Küçük şeylerle mutlu ol!•Geçmiş geçti, ana odaklan!                   •Sev,sevil! Hayal dünyanı geniş tut! •Maskelerden kurtul, kendin ol!                 •Doğa ile irtibat kur! Oyun oyna!

Devamını oku →

İçimdeki Ben

img_1701

“İçimdeki ses, ben öldüm mü?”

Beni tanıyanlar bilir animasyonları çok severim. İşte bu cümle de en sevdiğim animasyonlardan biri olan, Kayıp Balık Nemo’dan bir replik. Bu resimde gördüğünüz şaşkın balığın söylediği ve benim daha 8 yaşımdayken duymuş olduğum bu cümle bana o an farklı bir şey düşündürdü.

İçimde bir ses olma ihtimalini.!

“Gerçekten öyle bir ses olabilir mi acaba?” Sorusuyla bindiğim düşünce treni beni Selin’in Harikalar Diyarı’na doğru uzuun bir yolculuğa çıkardı.

İnsanın hayatta yapmaya değecek en güzel, en keyifli yolculuğu, kendi içine yolculuğu.

Devamını oku →

Öf-Ke

img_1700

Bilmiyorum sizde de öyle mi ama öfke kelimesini söylemek bile bende olumsuz bir şeyler oluşturuyor. Oysa aslında o da bizi insan yapan, bizi biz yapan olmazsa olmaz duygularımızdan. Endişe gibi , mutluluk, korku, heyecan gibi normal ve sağlıklı bir duygu.

Hayatımızı bir çok noktada kolaylaştırıyor bile hatta. Gelgelelim ki kontrollü olması şartıyla. Kontrolden çıkıp yıkıcı hale dönüştüğünde hayatı çok daha fazla zorlaştıran bir şey öfke.

Aslında tüm gizemi kelimede saklı. “Öf” öfkelendiğimizin habercisidir değil mi? Bak sinirleniyorum sabrımın son sınırındayımın bir sesle ifadesidir. “Ke” İse öfkelendikten sonraki keşke.

Devamını oku →

sosyal gündem